HaberlerSon Dakika Gelişmeleri

CHP dalgalanmalarında Özgür Özel’den yeni adım ne anlama geliyor?

CHP'de "mutlak butlan" kararının ardından derinleşen kriz, Özgür Özel cephesinin olağanüstü kurultay için bin delege imzasını genel merkeze teslim etmesiyle kritik bir eşiğe ulaştı. Kılıçdaroğlu ile Özel arasındaki gerilimin çıkışına, Parti Meclisi kullanımlarına ve iki ayrı toplantıya sahnelenmesi CHP'nin geleceği belirsizleşiyor.

CHP’de yaşanan derin krizler, birkaç haftada bir boyuttaki siyasi genişlemeler dahi bir sonraki adımda ilerlemekte güçlük çekiyor. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin Özgür Özel’in seçildiği 38. Olağan Kurultay’ın tarihindeki “mutlak butlan” kararı, partide iki rakip yönetim ve iki rakip kurultay takvimi doğurdu. Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki bu amansız güç savaşının neye yol açabileceği, CHP’nin derin kaygı ve merak uyandırıyor. Sürecin en son halkası; Yaklaşık bin delegenin noter imzasıyla aşırı olağanüstü kurultay taleplerinin CHP Genel Merkezi’ne gösterilmesidir.

Mutlak Butlan Kararı Partiyi İkiye Böldü

Mahkemenin mutlak butlan kararı, CHP’de kartopu gibi büyüyen bir hukuki ve siyasi kriz beraberinde getirdi. Karar, 38. Olağan Kurultay’da seçilmiş tüm organların hukuken geçersiz sayıldığına işaret geliyor ve bu durum 2023’ten bu yana süren yönetimin meşruiyetini doğrudan sarsıyor. Kılıçdaroğlu cephesi mahkemesinin “arınma ve hesaplaşma” fırsatı olarak devam ederken, Özel cephe karara itiraz ederek sürecin siyasi güdümlü olduğunu ileri sürdü. 2 Haziran 2026’da göreve başlayan CHP Sözcüsü Müslim Sarı, “Mevcut hukuki zeminde kurultay olanaksızdır.” Açıklamasını yaparak Kılıçdaroğlu yönetiminin hukuki tavrını net biçimini ortaya koydu. Onun iki tarafında da geri adım atmaya işareti yoktu, partinin nereye gittiğini sormayı kaçınılmaz kılıyor.

MYK’nın İhraç Kararları ve Başbakan Bunalımı

Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde Merkez Yönetim Kurulu (MYK), kısa bir süre içinde 3 olağanüstü toplantı gerçekleştirdi. 12 Haziran 2026 Cuma günü MYK, milletvekillerinin ve Parti Meclisi (PM) kişilerinin arasında yer alan 9 isim tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk etti. Söz konusu liste; Veli Ağbaba, Umut Akdoğan, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Turan Taşkın Özer, Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Ensar Aytekin, Özgür Karabat ve Burhanettin Bulut gibi reform CHP isimlerini kapsıyor. İhraç talebiyle YDK’ya sevk edilen bu isimlerin Başbakan toplantısına katılması da engellendi. Disiplin sevk kararları PM İçindeki dengeleri Kılıçdaroğlu’nun tutuklamaları bozuldu ve bu durum olağan kurultay takviminin PM’de resmi işleyişin zeminini hazırladı.

Özgür Özel’in Bin İmzalık Kurultay Hamlesi

Özgür Özel, 1 Haziran 2026’da delegelerden noter aracılığıyla imza toplamaya başladı. İlk gün tek başına 700 imzaya ulaşan süreç, günler içinde yaklaşık bine çıktı. Özel cephe, parti tüzüğünün 45 gün içinde olağanüstü kurultay toplanmasının zorunlu tutulan hükümlere dayandığını ve kurul çağrısı için delegenin beşte birinin imzasının yeterli olduğunu vurguluyor. 15 Haziran 2026 Pazartesi günü bu imzaların resmi olarak CHP Genel Merkezi’ne teslim edilmesi bekleniyordu. Kılıçdaroğlu cephesi ise “Mahkeme kararı kesinleşmeden hiçbir kurultay süreci hukuken işletilemez.” tutumdan vazgeçmedi. Bununla birlikte Ensar Aytekin, imzaların tam olarak teslim tarihini daha sonra açıklayacaklarını belirterek sürecin netleşmediğini ortaya koydu.

İki Toplantı, İki Kürsü ve Mansur Yavaş’ın Aracılığı

9 Haziran 2026 sabahı CHP’nin Meclis grup toplantısında hangi ismin kürsüye çıkacak tartışma cevapsız kalmıştı. Saat 11.30’a kadar ne Kılıçdaroğlu ne de Özel geri adım atmaya razı oldu. Kırılma noktasında, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “Partimizin kurumsallaşmasını korumak ve seçmenlerimizin daha fazla üzülmemesi hepimizin ortak sorumluluğudur.” mesajını kamuoyuyla paylaşmasıyla geldi. Yavaş’ın bu programlarının ardından Kılıçdaroğlu, TBMM yerine CHP Genel Merkezi’nde ayrı bir toplantının yaygınlaştırıldığını duyurdu. Böylece parti tarihinde geçen bir tabloya sahne oldu: Özel TBMM kürsüsünde “kurultay” mesajının yayınlanması, Kılıçdaroğlu Genel Merkez’deki kürsüden “arınma ve hesaplaşma” tiyatro yaptı. Konuşmasında “Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela olanlardan hesap sormazsam namerdim.” diyen Kılıçdaroğlu, süreçle ilgili habercisini verdi.

Yeni Parti İhtimali ve CHP’nin Seçmen Tabanına Etkisi

Parti içinde yoğunlaşan bir şekilde devam ediyor, siyasi analistlerin kontrolünde yeni bir tartışmayı taşıdı: Özel cephenin partiden tamamen kopması durumunda yeni bir siyasi yapı kurulacak mı? Kulislerde dolaşan bilgiler, Özel yakınlarının saklanması durumunda hareket etmek için özel hazırlıklar sürdürüyor ima ediyor. Muhalefet oylarının parçalanma senaryosu, iktidar koridorlarındaki dengeleri doğrudan bulunabilir. CHP’li 72 il başkanlığı, imza krizinin ortasında “Genel Başkanımız Özel, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’dur.” açıklamasını kamuoyuyla paylaştı; bu köy cephesi tutumunu güçlü biçimde yansıtsa da genel merkez nezdinde herhangi bir resmi karşılık bulmadı. Seçmen tabanının bu birleşimini nasıl yorumladığı ise bölümlerin seçimlerini kapsayacak.

CHP’deki krizler, hukuki sorunların çok geçmiş durumundadır. Örgütsel olarak çözülme riski ortaya çıkarken CHP’li belediye başkanları ve milletvekillerinin süreci nasıl yönetiliyor ve genel merkezdeki gelişmeler kadar önem taşıyor. Kılıçdaroğlu cephesi, mevcut mahkemenin kurumsal zemini kurultay tartışmalarını dizginlemek için kullanmaya devam ediyor; Ancak tüzük yorumu üzerindeki yapısal çekişme her gün yeni bir boyut kazanıyor. Özel’in bin imzalık hamlesi kabul edilmezse yeni bir yargılama sürecinin kapısı açılacak; bu ise hem dengeleri hem de takvim biçiminde ortaya çıkabilir. Partinin hangi yöne evrileceği; Kurultayın kim tarafından, hangi anda, hangi tüzükle tedaviye verilen yanıta bağlı olacak.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın